ÜLKEMİZ İÇİN YENİ BİR ORGANİK GÜBRE: SOLUCAN GÜBRESİ

Son yıllarda önemi gittikçe artan organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ; doğanın dengesini bozmadan, uygun ekolojilerde sentetik kimyasal girdi kullanmadan, sadece kültürel önlemler, biyolojik mücadele ve organik kaynaklı girdiler kullanılarak yapılan tarım şeklidir. Organik tarımda çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığının korunması birincil amaçtır. Bu tarım şeklinin ekonomik olabilmesi, organik gübreler ve toprak düzenleyicilerin etkin kullanımına bağlıdır. Toprağın doğal dengesini bozmadan, sürekli iyileşme sağlayacak materyallerden birisi “solucan gübresi”dir. Organik Solucan Gübreleri, simbiyotik bakteri (Rhizobium) ve asimbiyotik mikroorganizmalardan azot fiksasyonu yapan bakteri (Azotobakter) ve mikoriza mantarlarını içerir. Organik bir materyal olan solucan gübresi, organik gübre olarak kullanıldığında toprak özelliklerini iyileştirici etkisinin yanında bitkilere besin maddeleri sağladığından, organik  yetiştiricilik yapılan bütün alanlara uygulanabilmektedir.Organik Gübre kullanımı oldukça önemlidir.

Solucan Gübresinin Özellikleri

Organik Solucan Gübreleri, simbiyotik bakteri (Rhizobium) ve asimbiyotik mikroorganizmalardan azot fiksasyonu yapan bakteri (Azotobakter) ve mikoriza mantarlarını içerir (9). Bu özellikleri ile toprağın canlı yapısına hareketlilik kazandırırlar. Mikro organizmalar, toprak içinde bulunan ancak bitki tarafından alınamayan besin maddelerini parçalayarak, alınabilir hale dönüştürürler. Ayrıca azot fikse eden bakteriler, havadaki azotun toprağa kazandırılmasını sağlayarak bitki tarafından alımını kolaylaştırır. Solucanların salgı maddeleri, enzimlerin üretim sürecinde dışkılarına karıştığından, çok sayıda enzim, vitamin, aminoasit, büyüme hormonu gibi maddeler içermektedir. Bunlar, bitkinin daha hızlı gelişmesini ve olumsuz çevre şartlarına karşı dirençli olmalarını sağlamaktadır.

VERMİKOMPOST ÜRÜNLERİNİN BİTKİ KORUMA AMAÇLI KULLANIMI

Vermikültür çalışmaları ülkemiz için yeni bir faaliyet alanı olduğundan dolayı bu konudaki bazı kavramları açıklamak faydalı olacaktır. Bu kavramlardan ikisi vermistabilizasyon ve vermikompost terimleridir. Vermistabilizasyon, endüstriyel atıkların özellikle şehir atıklarının; kompost solucanlarını kullanarak faydalı hale dönüştürülmesi; bertaraf edilmesi işlemidir. Vermikompost üretimi, genel olarak her türlü organik artık veya atıkların solucanlara uygun bir kompozisyon içinde besin olarak sunulması neticesinde vermikompost; solucan gübresi eldesini ifade eden bir terimdir. Yüzde yüz solucan gübresi, diğer bir deyişle solucan dışkısına vermikest veya kısaca kest (vermicast; cast; casting) denir. Ama vermikompost; az miktarda da olsa vermikompost işlemi sürecinde solucanın midesinden geçmeyen sindirilmemiş besinleri de bulundurabilir. Bu nedenle vermikompost üretim faaliyetleri neticesinde elde edilen ürün; uygun genişlikte (3,5 mm) delik büyüklüğüne sahip eleklerden geçirilir. Böylece, solucanın sindirim sisteminden geçmeyen bu artıklar solucan gübresinden ayrılır.

Vermikültür faaliyetleri 1970’li yıllarda özellikle popülerlik kazanan ve ilgi odağı olan bir geri dönüşüm şeklidir. Yeşil devrim hareketi dikkatleri ikinci dünya savaşı sonrasında yaygın olarak kullanılan zirai-kimyasalların çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri üzerine toplamıştır. Ayrıca endüstriyel devrim sonrası artan çöp sorununun bertarafı için etkin bir çözüm arayışı da yine 1970’li yılların başlarında iyice hız kazanmıştı. Vermikültür faaliyetleri bu iki sorunun; aşırı zirai kimyasal kullanımı ve endüstriyel/ şehir çöplerinin bertaraf edilme zorunluluğunun kesişme noktasında ortaya çıkan bir çözümdür. 1970’li yıllardan itibaren bu çözüm metodunun etkinliği farklı açılardan inceleyen çok sayıda çalışma yapılmıştır. Vermikültür çalışmalarında yaygın olarak 5 solucan türü kullanılmaktadır. Özellikle küçük ölçekli vermikültür çalışmalarında solucanların güvenli bir şekilde ortamda çürüyen yiyeceklerinden açığa çıkan asitli ortamdan kaçabilecekleri bir yatak veya yataklama ortamı kullanması gerekir. Bu amaçla kullanılan materyaller kahverengi materyal olarak isimlendirilen; karbon (C) oranı yüksek materyallerdir. Ayrıca, özellikle vermikompost üretim çalışmalarında sürecin hızlı ve etkili bir biçimde gerçekleşmesi ve sonuçta elde edilecek ürünün kalitesi için vermikompost karışımına konulan besinlerin önerilen karbon: azot oranı 20/25’tir. Vermikompost, mikroorganizmalarla solucanların beraberce yürüttüğü bir organik maddenin indirgenmesi neticesinde üretilir. Önce solucanın vakumlayarak çekebileceği büyüklüğe kadar mikrobiyel parçalanma gerçekleşir, solucan bu materyali vakumlama  Vermikompost üretimi küçük, orta ve büyük ölçekli olarak farklı üretim hacimlerinde gerçekleştirilebilir. Küçük ölçekli üretimler, ev ortamında, içerde veya dışarıda evsel artıkları, evde oluşan artıkları, bahçe artıklarını vermikomposta dönüştürmek için kullanılmaktadır. İnternet ortamında evde kullanılan küçük ölçekli, çok farklı vermikompost modelleri vardır. Bu modeller Avrupa’da, Amerika’da ve Avustralya’da çok yaygın ve ticari olarak da çok rağbet gören modellerdir. Orta ölçekli modeller de hem dış hem de iç ortam için geliştirilmiştir. Büyük ölçekli üretim yapan işletmelerde genelde windrow; pasif metot veya tam otomatize sistemler kullanılmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde insan gücü ucuz olduğundan ve iklim ve alan sınırlaması yoksa, windrow sistemi yaygın olarak kullanılmaktadır. Büyük ölçekli vermikompost üretilen işletmelerde solucan gübresini solucanlardan ve solucan yumurtalarından (kokon) ayırmak için kullanılan yarı otomatik elektrikli elekler kullanılmaktadır. Solucanların ortam istekleri konusunda genel tanımlar şöyledir; Sıcaklık ve pH toleransları özellikle Eisenia türünde geniş olmakla beraber, en ideali 20-25 C derece ve pH 7-8 olarak lite ratürde belirtilmektedir. Büyük işletmelerde özellikle devamlı(flowthrough) sistemlerinde az da olsa solucan zayiatı olmaktadır. Bu solucan kaybını tolere etmek için metrekarede 50 bine kadar solucan kullanılabiliyor. Literatürde vermikültür faaliyetlerinde solucanların ortama adaptasyonunu kolaylaştırmak ve vermikültür faaliyetini hızlandırmak için ortama başlangıçta en az 1,5-2 kg solucan konulması tavsiye ediliyor. Vermikompost işlemi sırasında ortama ve verilen artıklara güzel uyum sağlayan solucanların sayısı; özellikle flowthrough (devamlı) sistemlerde (yükseklikleri 30-50 cm arası olan sistemler) 50 bine kadar çıkabiliyor. Vermikompost ürünlerinin fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri itibarıyla yavaş salınımlı çok değerli organik gübre oldukları bugün için literatürde yaygın olarak kabul gören bir gerçektir. Yüzde on gibi çok az oranda kullanıldığında dahi bitki büyüme etkisi gözlendiği için vermikompost ürünleri çiçekçilikte, fidancılıkta, seracılıkta özellikle organik üretimde yaygın olarak kullanılmaktadır. Vermikompostu diğer organik gübrelerden ayıran en önemli özelliği mikrobiyal çeşitlilik ve biyokütle açısından çok zengin olmasıdır. Toplam mikroorganizma miktarının ve çeşitliliğinin fazla olması vermikompost ürünlerinin mikroorganizmalarca üretilen enzim ve hormon benzeri kimyasallar bakımından zengin olmasını sağlar. Ayrıca vermikompostun agregat stabilitesinin çok yüksek olması, mikrobiyolojik etmenlerin ve bitki besinlerinin uzun süre bitki tarafından kullanılabilmesini sağlamaktadır. Bu özellik vermikomposta“yavaş salınımlı bir gübre” özelliği vermektedir. Bu genel bilgilerden sonra kendi çalışmalarımdan bahsetmek istiyorum. Doktora çalışmamda sebze fidelerinde önemli iki hastalığa neden olan iki patojen mikrofungus ile çalıştım. Bunlar, sebze fidelerinde kök ve gövde çürüklüğüne neden olan Fusarium oxysporum f.sp. cucumerinum ve fide çökerten olarak bilinen Rhizoctonia solani (AG-4). Bu iki mikrofungusta toprak patojenidir ve özellikle Rhizoctonia toprağa bulaştığında yıllarca topraktan temizlenemez. Çalışmamda kullandığım vermikompostu sığır gübresi, söğüt kabuğu, elma ve patates artıklarını kullanarak windrow yöntemi ile laboratuarda ürettim. Vermikompostun bitki hastalık etmenleri patojenleri ve zararlarına karşı etkinliği konusunda literatürde çok miktarda bilgi mevcuttur. Bu özelliğin vermikompostun sahip olduğu hümik asitlerden ve mikroorganizma çeşitliliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Şekil 1’de görülen bitkiler saksı çalışmamda kullandığım bitkilerdir. Çalışmamda dört farklı muamelem mevcuttu. Kontrol (%0 vermikompost) , %10, %20 ve %30 vermikompost kullandığım muamelelerden, %20 ve % 30 oranında vermikompost kullandığım saksılardaki bitki köklerinde patojen enfeksiyonunun gerçekleştiğini fakat akabinde hastalık gelişiminin gözlenmediği fotoğraflarda görülmektedir. Yüzde 10 oranında solucan gübresi kullandığım muamelelerdeki bitkilerde, kontrol bitkilerinde olduğu gibi ağır enfeksiyonlar gelişmiş ve bazıları bu enfeksiyon neticesinde ölmüşler, ölmeyenlerde gelişim tamamen durmuştur. Şekil 2’deki fotoğraflarda enfeksiyon bölgesi olan yan köklerde ve gövdede kahverengi bölgeler rahatlıkla görülebilmektedir. Bu çalışmada toprak fitopatojenleriyle biyolojik mücadelede yaygın olarak kullanılan Trichoderma harzianum toz preperatı da kullanılmıştır. Vermikomposta Trichoderma bulaştırması yapılması veya yapılmaması hastalık baskılama konusunda bir fark yaratmamıştır. Bu durum, vermikompostun tek başına Trichoderma’nın etkinliğini aşan bir fitopatojen kontrol etkisinin mevcut olduğunu göstermektedir. Vermikompostun patojen baskılama etkisini sağlayan faktörün mikrobiyolojik olabileceği düşüncesini test etmek için vermikompostun sulu ekstraktını in vitro petri çalışması gerçekleştirdik. Vermikompost sulu ekstraktı içindeki mikrobiyolojik bir etmen hem Fusarium’u hem de Rhizoctonia fungusunun büyümesini engellemiştir. Fitopatojen fungus miselleri ve vermikompost sulu ekstraktı arasındaki antagonistik etkileşim o kadar kuvvetli diz on çapı 1 cm.den daha fazladır.


ORGANİK TARIMDA HUMİK ASİT MUCİZESİ

Hümik asitler veya humus, kısmen veya tamamı ile çürümüş bitki veya hayvan artıklarının oluşturduğu siyah veya koyu kahverenkli maddelerdir.

Humus kelimesi bazı toprak bilimcileri tarafından “toprak organik maddesi” şeklinde  tanımlanmaktadır.

. Bu anlam topraktaki hümik asitleri içeren tüm organik maddeleri kapsamaktadır. Toprak organik madde kavramı genellikle bitki ve hayvan dokuları, toprak biyokütlesi, hümik maddeler ve canlı organizmalar tarafından sentezlenmiş tüm organik maddeleri içermektedir. Hümik asitler kolloidal maddelerdir ve kil gibi hareket etmektedirler. Hümik molekülünün katyon değişim siteleri hidrojen iyonu ile doldurulduğu zaman oluşan madde “hümik asit” olarak düşünülmektedir. Fakat bunun pH üzerinde büyük etkisi yoktur. Zira, bu asit suda çözünmemektedir. Katyon değişim siteleri hidrojen haricinde herhangi bir katyon ile doldurulursa bu madde “humat” olarak tarif edilmektedir. Monovalent alkali metallerin humatları suda çözünmektedir. Kristeva hümik asitlerin alkaliler ile işlenmesi ile sodyum ve potasyum humatları elde etmiştir. Fakat multivalent metal humatları, metaline göre suda ya kısmen çözünmekte veya hiç çözünmemektedirler. Kimyasal olarak bulunduğu bölgeye göre çok farklı özellikler gösteren hümik asitlerin moleküler büyüklüğü 2000-300000 Dalton, karbon içeriği %45-65, oksijen içeriği %30-50, katyon değişim kapasitesi 500-1500 meq/100 g olarak tespit edilmiştir.

Humik asit tamamen doğal ve organik bir maddedir.Humus suyu gibi düşünmek mümkündür. Humusun en aktif maddesidir. Gönül rahatlığı ile meyve ,sebze ve her tür ağaç için kullanabilirsiniz. Humik asit çürümüş bitki ve hayvan artıklarından elde edilir. Koyu kahverengi bir sıvıdır. Su ile karıştırılarak kullanılır.

 

Humikasit artan gübreleme ve ilaçlama ile toprağın kaybolan humusunu ,organik maddelerini geri kazandırarak verimi artırır. PH değeri nedeniyle aynı zamanda bir toprak düzenleyicidir. Toprağın asit- baz dengesini sağladığı için bitkilerin köklerinden besinleri daha kolay ve hızlı almasını sağlar. Bu nedenle verime ve büyüme hızına ciddi etkisi vardır.
Rusyada yapılan deneylerde sadece humik asit kullanımı ile ürün verimi aşağıdaki oranlarda arttığı raporlanmıştır.

Salatalık……………………………….. % 34
Domates(Rivermen)……………….. % 23
Domates(Sonato)………………….. % 17
Patates………………………………… % 28
Mısır…………………………………….. % 30
Arpa…………………………………….. % 55
Beyaz Pirinç……………………….. % 20
Fulvik asitte tıpkı humik asit gibi çürümüş bitki ve hayvan atıklarından oluşan bir maddedir. Doğada genelde birlikte bulunurlar ve benzer etkilere sahiptirler. Ancak fulvik asitin moleküler boyutu humik asitten oldukça küçüktür. Bu nedenle toprakta humikasit gibi fazla kalamaz. Etkiside kökler açısından humik asit kadar değildir. Fulvik asit küçük molekül boyundan ötürü yapraktan gübreleme için daha uygundur.

Humik asitlerin yararları fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak üç grupta toplanır.

1-) Fiziksel Yararları :

Toprağın yapısını düzeltir.
b) Toprağın havalanma özelliğini arttırır. Köklerin daha iyi havalanmasını sağlar
c) Toprağın su tutma kapasitesini arttırır. ( Kendi ağırlığının 20 katı fazla ağırlıktaki suyu tutabilme yeteneği vardır. )
d) Toprağın rengini koyulaştırarak daha fazla güneş enerjisinin emilmesini sağlar.

2) Kimyasal Yararları :

Asidik ve bazik özelliklerdeki toprakları nötralize eder. Fazla tuzluluğu ve fazla kireçliliği gidererek toprağın pH’ sını düzenler.
b) Suda çözünebilir inorganik gübreleri kök bölgesinde depolar ve bitkinin ihtiyacı oldukça bunları serbest bırakır.
c)Toprağın katyon değişim kapasitesini en yüksek seviyeye çıkartır.
d) Hümik asit kimyasal olarak aktif bir karaktere sahiptir ve topraktaki çeşitli metaller, mineraller ve organikler ile çözünebilir veya çözünemez kompleksler oluşturma yeteneği vardır. Bu özelliği bitkinin besinleri kolay ve sürekli almasını sağlar. Demir noksanlığını gidermeye yardımcı olur.
e) Şelatlama özelliğine sahiptir.
f) Topraktaki kireç içerisindeki karbondioksiti serbest duruma getirir. Bu serbest karbondioksitin fotosentezde kullanılması imkanını hazırlar.
g) Topraktaki azot, fosfor, potasyum, demir, çinko ve iz elementler gibi gerekli besinlerin bitki tarafından alınabilmesini en yüksek düzeye çıkartır.
h) Bitki gelişimi için gerekli olan mineraller (iz mineraller de dahil) ve organik maddelerce zengindir. Ayrıca, doğal karbon içermesinden dolayı bitkinin gelişiminde kullanılabileceği oldukça fazla miktarda enerji de ihtiva eder (1 gramda 5.000 kaloriye kadar)
ı) Hümik asit biyokimyasal özelliği ile , toprağın zararlı , kirletici ve zehirli maddelerden temizlenmesini sağlar. Toprakta mevcut olan kurşun, cıva, kadmiyum ve diğer zararlı ve radyoaktif elementlerin , endüstriyel atıkların, zehirlerin ve çevre için zararlı kimyasal maddelerin (ilaçlamadan gelenler de dahil) çözünebilir durumdan çözünemez duruma geçmelerini sağlar. Böylece, bunların bitki tarafından emilmelerini önler. Bunların zamanla dibe çökmesi sonucu toprak temizlenir.

3) Biyolojik Yararları :

Hücre bölünmesini hızlandırır. Dolayısıyla , bitkinin büyümesi ve gelişmesi de hızlanır.
b) Kök oluşumunu ve gelişimini hızlandırır. Kökleri kuvvetlendirir. Saçak kök oluşumunu teşvik eder.
c) Tohumda çimlenmeyi hızlandırır. Bitkinin hayatta kalabilme yeteneğini arttırır.idelerin daha hızlı ve kuvvetli büyümelerini sağlar.
d) Bitkide hücre enerjisinin fazlalaşmasını sağlar.
e) Bitki metabolizmasını düzenleyerek azot bileşenlerinin birikmesini önler.
f) Yararlı toprak mikroorganizmalarının gelişmeleri ve çoğalmaları üzerinde uyarıcı etki yapar. Bunların topraktaki miktarını ve aktivitelerini arttırır.
g) Bitkinin soğuğa, sıcağa ve fiziksel etkilere karşı dayanıklılığını arttırır. Böcek ve hastalıklara karşı direncini çoğaltır.
h) Meyvelerde (üründe) hücre duvarları kalınlığının artmasını sağlar. Böylece, ürünün depolanma süresi ve raf ömrü uzar.
ı) Elde edilen ürün ( meyve, sebze, çiçek, dane, kök gibi ) daha kaliteli olur. Bunların, dış görünüşlerinin daha göz alıcı ve besin değerlerinin daha yüksek olmasını sağlar

Hümik asitler ile “auxin” (hücrenin gerilip uzaması, bölünmesi gibi birçok değişik fonksiyonu düzenleyen çeşitli bitki hormonları) tipi reaksiyonların varlığı üzerine birçok makale yazılmıştır. Hümik asitlerin tohumun çimlenme kapasitesini arttırdığını ve bitkilerin vitamin içeriğini çoğalttığını bildirmişlerdir. Hümik asitlerin tohumun çimlenmesini etkilemesi bitkinin köklerini etkilemesine benzemektedir. Su ve besin maddelerini taşıyan hümik asitler tohumun gözeneği boyunca çekilmekte ve çimlenmenin başlaması için tohumu uyarmaktadır. Tohumdaki nakil için gerekli mekanizma, indolbütirik asitin mekanizmasına benzemektedir. Fakat yine de tam olarak bilinmektedir. Hümik asitler sadece tohumu uyarmakla kalmaz, aynı zaman da kök sistemini ve üst aksamı da uyarmaktadır. Özellikle bunların etkisi kökte öne çıkmaktadır. Kök gelişimindeki ilerleme bitkinin veriminin artmasındaki en önemli etkendir. Birçok araştırmacı mikroorganizmaların değişik gruplarının gelişmesinde hümik asitlerin olumlu etkilerini gözlemlemişlerdir. Bu araştırmacılar bu etkiyi hümik asitlerin demirle yaptığı komplekse veya onların kolloidal doğasına veyahut da hümik asitlerin organik katalist gibi hareket etmesine yüklemişlerdir. Mikroflora popülasyonunun uyarılması hümik asitlerin karbon ve fosfat kaynağı olması ile alakalıdır. Hümik asitler bu populasyonun artması için gerekli siteleri sağlamaktadır. Bakteriler organik katalist olarak hareket eden enzimleri oluşturmaktadır. Kristeva vejetasyonun erken safhalarında bitkiye geçen hümik asitlerin polifenol kaynağı olduğunu ve bunun da solunum katalisti vazifesi yaptığını tespit etmiştir. Bu bitkinin yaşama aktivitesini arttırmasına neden olmaktadır. Örneğin; enzim sistemleri yoğunlaşmakta, hücre bölünmesi hızlanmakta, kök sistemleri büyük gelişim göstermekte ve kuru madde verimi çoğalmaktadır.

Humat-bitki sistemi bitkilerin büyüme ve gelişmeleri için çok önemli olan iki işlemle tanımlanmaktadır. İlk işlem hücre enerjisinin güçlendirilmesi ve bunun bir sonucu olarak da iyon değişim kapasitesinin arttırılmasıdır. Hümik asitler gerekli besin maddelerini bünyelerinde topladıktan sonra bunları bitki ihtiyaç duyduğu miktar kadar bırakmaktadır. İkinci işlem hücre gözenekleri geçirgenliğinin artmasıdır. İşlemlerin önemli bir çoğunluğu hümik asitler-toprak sisteminde gözlenmektedir: kilin gevşetilmesi, suyun toprağa nüfuz edişinin kolaylaştırılması, toprağın iyon değişim kapasitesinin arttırılması ve toprak canlılarının uyarılması bu sisteme verilebilecek en önemli örneklerdir. Özellikle killi toprakların sıkı bir yapı teşkil etmesi bitki besleme ve geliştirmede ciddi bir problemdir. Kil ve tuz yüzdesi fazla olan topraklarda bir kil parçacığının etrafındaki artı değerlikli yük, diğer parçacığın düz yüzeyindeki eksi değerlikli yükle birleşmektedir. Bu durum oldukça sıkı üç boyutlu bir yapı oluşturmaktadır. Hümik asitler her bir kil parçacığının etrafında film yaparak bunları birbirinden ayırmaktadır. Böylece havadaki oksijen köklere ulaşmakta, bitki besin çözeltisi için gerekli su miktarı bitkinin kökleri etrafında yeterli miktarda sağlanmakta ve bitkinin kökleri fıtri gelişimini tamamlamaktadır. Suyun toprağa nüfuz edişinin kolaylaşması iki şekilde gerçekleşmektedir.
Birinci durumda hümik asitler tuzları çözmekte ve onları kil parçacığının yüzeyinden uzaklaştırmaktadır. Sonuçta oluşan eksi değerlikli yük kil parçacıklarının birbirlerini itmelerine neden olmakta ve böylece toprak gevşemektedir. İkinci durumda hümik asitlerin bünyelerindeki karboksilik (-COOH) gruplar artı yüklü parçacıklar ile bağlanmaktadırlar. Bu artı yük iyonların (tuzların) çözünmelerini ve kil parçacığı üzerinden uzaklaşmasını sağlamaktadır. Hümik asitler suyun topraktan buharlaşmasını yavaşlatmaktadır. Bu durum kilin hiç olmadığı veya kısmen az olduğu ve su tutma kapasitesi olmayan kumlu topraklar için önemlidir. Suyun dipolar molekül olması ve elektriksel olarak da nötr olmasından dolayı oksijen içeren molekülün sonu bir iyona gevşek olarak bağlanmaktadır. Su molekülünün eksi yüklü kısmı veya hidrojen bir miktar nötrleşmektedir. Sonuçta hidrojenin bulunduğu yerin artı çekim gücü artmaktadır.

Diğer su molekülünün oksijen bulunan yeri (eksi yük) hidrojenle birleşmektedir. Bu durum su molekülünün çekim gücü bitene kadar sürmektedir. Ayrıca hümik asitler iklim şartlarına göre toprağın rengini daha koyu renklere dönüştürme özelliğine sahiptir. Böylece toprağın ısı şartları da değişmiş olmaktadır. hümik asitlerin kolloidal yapısı ve ana fonksiyonel grupların hidrofilleşmesinin yüksek seviyede oluşu onlara tutkal özelliğini vermektedir. Birçok araştırmacı, bundan dolayıdır ki, hümik asit uygulamalarından sonra toprağın su tutma özelliğinin geliştiğini ve kurak bölgelerde bunun etkili olduğu gözlemlemişlerdir.

TOHUM UYGULAMASI

Ekoversol Humik her tür tohumda çimlenme gücünü artırır. Tohumlan biyotik ve a-biyotik streslere karşı dirençli kılar. Ekoversol Humik tohumların çimlenme gücünü artırma maksadıyla kullanımında tohum suda ıslatılır, Ekoversol Humik içerisine nemli halde konulup karıştırıldıktan sonra tohum yatağına atılır. Bu uygulama çimlenme gücünü artırma etkisinin aynı sıra tohumu bakteri, mantar ve böcek saldırılarından korur. ISI STRESLERİNE KARŞİ EKOVERSOL HUMİK UYGULAMASİ bitkileri sıcak ve soğuk ısı streslerine karşı daha dirençli kılar. Sıcak ve çok sıcak günlerde fotosentez depresyonu oluşumunu giderir ve bitkinin tüm gün boyu maksimum fotosentez yapmasını sağlar. Su kayıplarını en düşük düzeyde tutarak bitki gelişimini teşvik eder. Özellikle dona dayanımı artırma maksadıyla kullanmada sonbaharda yaprak dökümünden sonra %0.5 dozunda (litreye 5 gram) yapılacak uygulama hücre içerisinde kuru madde oranını artırarak hücre düzeyinde daha az su bulunmasını sağlar. Aynı zamanda hücre içerisinde iyon konsantrasyonunu yükseltmek suretiyle üşüme ve donmaya karşı direnci bitki direncini artırır.

ERKENCİLİĞİ TEŞVİK ETMEK ÜZERE EKOVERSOL HUMİK UYGULAMASI

Erkenci türlerde daha erken hasat için tomurcukların patlamasından itibaren 15-20 gün aralıkla yapılacak %0.5 dozunda Ekoversol Humik uygulamaları ile hasat yaklaşık 15 gün öne alınabilir. Serada tüm sebze türleri, üzüm, çağla erik, badem gibi erkenciliğin çok önemli olduğu türlerde 15 günlük erkencilik pazarda avantaj sağlar.Yaprağını döken meyve türlerinde sonbaharda yaprak dökümünden önce %0.5 dozunda bir defa yapılacak Ekoversol Humik uygulaması erken uyanmayı sağlar. Bu ürünlerde özellikle erken ilkbaharda don riskinin olduğu üretim alanlarında tomurcukların patlamasından hemen önce %0.5 dozunda Ekoversol Humik uygulaması erken dönemde don ve/veya üşümeye karşı bitki direncini artınr.

MEYVE KALİTESİNİ ARTIRMAK ÜZERE EKOVERSOL HUMİK UYGULAMASI

Ekoversol Humik meyvelerde suda çözünen kuru madde miktannı (Brix) yaklaşık %2 düzeyinde yükseltir. Meyve iriliğini ise yaklaşık %25 artınr. Bu sayede özellikle hipermarket zincirleri tarafından pazarlamak üzere ürün seçiminde tüm bahçe ürünlerde Brix değeri ile diğer bazı analiz değerlerinin kalite unsuru olarak öngörülmesi nedeniyle üreticinin ürününü seçkin pazarlara sunma fırsatını doğurur. Salçalık domates, konserveye işlenecek meyve ve sebze türleri gibi sanayide kullanılacak ürünlerde %2 daha yüksek Brix değerine sahip ürünler işleme randımanı ve nihai üriin kalitesini yükseltir. Meyve türlerinde kabuk dokusunu daha sıkı hale getirir, hasada yakın yağışlara bağlı meyve çatlamalarını önler, meyve yapısını daha iyi hale getirir, meyve özgül ağırlığını artınr, meyvenin parlaklığını ve albenisini artırır, pazarlanabilir meyve oranını yükseltir. Meyveden su kaybını azaltır, su stresine bağlı meyve dökümleri ile meyve kabuğu çatlamalarını önler. Meyvenin raf ömrü ve depolanabilme süresini artırır. Depoda fizyolojik zararianmalann ortaya çıkışını engeller. Tüm meyve ve sebze türlerinde meyve iriliğini ve birim alana verimi artınr.

AÇIKTA VE ÖRTÜ ALTINDA SEBZE ÜRETİMİNDE ÜRÜN MİKTAR VE KALİTESİNİ ARTIRMA MAKSADIYLA EKOVERSOL HUMİK UYGULAMASI

Fide döneminde %0.2’lik solüsyon halinde yapılacak 5-10 gün aralıklarla tekrarlamalı Ekoversol Humik uygulamaları fide gelişmesi ve kalitesini artırır, daha iyi pişkinleşme ve dikimden sonra da daha iyi bir tutma başarısı sağlar. Fide dikiminden hemen sonra %0.5’lik solüsyon halinde yapılacak 15-20 gün aralıklarla tekrarlamalı Ekoversol Humik uygulamaları sebzelerde fide dikiminden itibaren ürüne yatma süresini kısaltır. Meyvelerde suda çözünen kuru madde miktarını (Brix) yaklaşık %2 düzeyinde yükseltir. Meyve iriliğini yaklaşık %25 artırır, ürünün hipermarket zincirlerinde pazarlama fırsatı sağlar. Sanayide kullanılacak sebzelerde %2 daha yüksek Brix değeri işleme randımanı ve nihai ürün kalitesini yükseltir. Yeşil sebzelerde ürün kalitesini, miktarını, özgül ağdığını, ürünün tat ve aroma bileşenlerini artırır, birim alana verimi yükseltir, pazarlanabilir ürün miktannı artırır. Hastalık ve zararlılara daha fazla direnç sağlar.

MEYVE AĞAÇLARI ve SÜS BİTKİ TÜRLERİNDEZARAR GÖREN BİTKİNİN ONARILMASI MAKSADIYLA EKOVERSOL HUMİK UYGULAMASI

Yanma sonucu taç kısmı zarar görmüş ancak kök kısmı canlı ağaç türlerinde bitki gövdesine %0.5 dozunda yapılacak Ekoversol Humik uygulamaları bitkinin kendisini çok daha kısa sürede onarmasını sağlar. Çok şiddetli budanmış meyve ağaçları ile süs bitki türlerinde bitki gövdesine %0.5 dozunda yapılacak Ekoversol Humik uygulamaları bitkinin kendisini çok daha kısa sürede onarmaları ve yeniden genç sürgünler oluşturmalarını ve ürün vermeye yönelmelerini sağlar.

SÜS BİTKİLERİ, BAĞ VE MEYVETÜRLERİNDE FİDAN ÜRETİMİ İLEGENÇ BİTKİ GELİŞMESİNİN UYARILMASI AMACIYLA EKOVERSOL HUMİK UYGULAMASI

Tohumdan çöğür üretiminde suda ıslatılan tohumların Ekoversol Humik İçerisine konulup karıştırıldıktan sonra tohum yatağına atılması şeklinde yapılan uygulama tohum çimlenmesini ve genç bitkilerin gelişmesini uyarır, erkenden aşılanabilir gelişme düzeyine erişmelerini sağlar. Yeşil çeliklerle çoğaltılan bitki türlerinde oksin uygulanmış ve/veya uygulanmadan köklendirme ortamına dikilmiş yeşil çeliklere %0.2’lik solüsyon halinde günaşırı yapılacak uygulamalar çeliklerde köklenmeyi ve fidan gelişmesini teşvik eder, fidan randımanı ve kalitesini yükseltir. Odunlaşmış çeliklerle çoğaltılan bitki türlerinde suda ıslatılan çeliklerin Ekoversol Humik içerisine konulup kanştınldıktan sonra köklendimıe ortamına dikilmesi şeklinde yapılan uygulama çeliklerde köklenmeyi teşvik ettiği gibi tomurcuklann uyanmasını takiben %0.5’lik solüsyon halinde yapılacak uygulamalarfidan gelişmesini teşvik eder. Fidan randımanı ve kalitesini yükseltir. Dikimde fidan köklerine bitki başına 1 gram kadartoz halinde köklere yapılan Ekoversol Humik uygulaması yeni dikilen fidanların tutma başansını artırır, kökgelişimini teşvikeder. Tomurcuklann uyanmasını takiben %0.5’lik solüsyon halinde yapılacak uygulamalar fidan tacının gelişimini artınr. Bu şekilde tekrarlanan uygulamalar bağ ve meyve türlerinde gençlik dönemini kısaltır, fidanın erkenden çiçek tomurcuğu oluştu rması ve ürüneyatmasım teşvik eder.

Solucan Gübresi: Vermikompostun Kullanım Alanları

Vermikompost çok sayıdaki tarım bitkisinde verim artışı sağladığı için “mükemmel bir organik gübre” olarak tanımlanmıştır. Vermikompostun sıra dışı pozitif etkisinin ortaya çıkışında makro ve mikro besin içeriğinin yüksek seviyelerde olmasının yanı sıra, önemli miktardaki solucan salgılarının da bu etkinin ortaya çıkışında önemli bir faktör olduğu düşünülmektedir. 

Chrysanthemum morifolium

Araştırmacılar, toprak solucanlarının bazı metabolit ve vitamin B/D grubu bileşiklere benzer maddeleri ürettiklerini ifade etmektedirler (Anonymous, 2007). Bu sebeple, Chrysanthemum morifolium çiçeğinin ticari amaçla üretiminde solucan kompostunun kullanımı özellikle tavsiye edilmiştir (Anonymous, 2007). Edwards. (1995) çok sayıda sebze, meyve, çiçek ve bahçe bitkileri ile denemeler yapmış ve vermikompostun bitki büyümesini teşvik konusunda, aerobik kompost ve ticari saksı toprağı karışımlarından çok daha yüksek performans gösterdiğini rapor etmiştir. Vermikompostun bitki kuru ağırlığını ve bitki N alımını (Şekil 1) arttırdığı ispatlanmıştır (Edwards, 1995). Cantanazaro (1998) gübrelerin besin serbestlenmesi ile bitkinin bu besini alımı arasındaki eş zaman uyumunun önemini göstermiştir. Vermikest gibi yavaş salınım yapan gübreler bitki verimini arttırırken, sızma yoluyla besin kaybı da azalmaktadır.

Vermkestin bir başka önemli özelliği, mikoriza fungus (vesicular/arbuscular) büyümesinin, solucanların bulunduğu yerlerde artmasıdır (Kale ve ark., 1992). Toprak solucanlarının canlı mikoriza fungus parçalarını taşıdıkları bilinmektedir. Bir toprağın agregat oluşturabilme kapasitesi o toprağın, su hareketi, gazların difuze olması ve köklerin toprakta büyüme ve gelişmesini belirleyen bir ölçü olarak kabul edilir. Solucanlar toprakta suya dayanıklı agregat oluşumunu arbüsküler mikorizal fungusları taşıyarak dolaylı olarak teşvik eder (Wright ve Upadhyay, 1998). Fidan yetiştiriciliğinde saksılara solucan konulmasının, üç ağaç türünde artan mikorizal enfeksiyonla beraber, bitki gelişimini pozitif yönde etkilediği ve bunun muhtemelen, kök bölgesinde bu fungusun yayılması sonucunda gerçekleştiği düşünülmektedir (Wright ve Upadhyay, 1998).

Kentsel çöplerden üretilmiş bir vermikompost uygulamasında, toprak pH’sında düşme bunun yanında mısır bitkisinin kuru ağırlığında artış saptanmıştır (Sharma ve ark., 2005). Bu artış, vermikompostun kireç ve mineral gübre veya her ikisiyle birden karıştırıldığında daha yüksek düzeyde gerçekleşmiştir. Vermikestin bitkinin N bağlama gücünü arttırarak aerobik komposta göre daha fazla miktarda oksin sağladığına inanılmaktadır.

Kaliforniya’da yapılan bir çalışmada, Lumbricus terrestris’in, sulanan bir elma bahçesine bırakılması sonucunda yüzey döküntü örtüsünün daha hızlı parçalandığı ve böylece toprağın daha verimli hale geldiği tespit edilmiştir (Werner, 1997). Werner (1997), Küba’da 170’den fazla merkezin gübre olarak kullanılmak üzere vermikompost ürettiğini ifade edilmiştir. Küba’daki vermikompost materyali olarak çoğunlukla sığır gübresi kullanılmakta, bunu domuz ve koyun gübresi, kahve ve şeker kamışı artıkları, diğer ürünlerin hasat artıkları ve kentsel çöpler izlemektedir. Sığır gübresi, hasat ve kahve artıkları sırasıyla en az 15, 30 ve 45 gün ön kompostlaştırma (aerobik) işleminden geçirilmektedir.

Vermikest Küba’da tütün yetiştiriciliğinde gübre olarak kullanılan sığır dışkısının yerine kullanılmaktadır. Bu yeni uygulamada, önceden 45 t/ha sığır gübresi kullanılan alana 4 t/ha vermikest verilmiş, sonuçta yaprak klor miktarının %1 den %0.4 düşürerek yaprak kalitesinin arttığı gözlenmiştir (Werner ve Cuevas, 1995).

Avustralya’da üzüm artıklarından yapılan vermikompostun asmaların dibine ince malç olarak ilave edilmesi, ilk hasat zamanında, üretim miktarını %20-50 oranında arttırmıştır (Edwards ve Burrows, 1988). Hindistan’da, organik maddeyle beraber solucanların çay bitkileri arasına gömülmesi sonucunda, çay üretimini %75 ila %240 oranında arttırmıştır (Sharma ve ark., 2005). Amerika birleşik devletleri, Japonya ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerde vermikompost uygulamalarının buğday verimi %15-20; mısır verimini %30-50; yaprakları yenen (Şekil 2) pancar verimini %15-20; patates (Şekil 3) verimini %50-80, biber (Şekil 4), domates (Şekil 5) ve hıyar verimini %20-30; şeftali ve üzüm verimini %80-100; çilek verimini %30-35 oranında arttırdığı belirlenmiştir.

Vermikompostun Hastalık Baskılama Amaçlı Kullanımı Solucan

Son yirmi yılda, çeşitli organik artık/atıklardan üretilen vermikompost ürünlerinin, toprak kökenli bitki mantar hastalıklarını kontrol ettiği belirtilmektedir (Chaoiu ve ark., 2002; Edwards ve Arancon, 2004; Şimsek-Erşahin ve ark., 2008). Sığır gübresinden (Szeczh, 1999; Szczech ve Smolinska, 2001), sıvısı ayrıştırılmış büyükbaş katı atıklarından (Kanangara ve ark., 2000), kanalizasyon atıklarından (Szczech ve Smolinska, 2001) ve sebze, ağaç kabuğu ve sığır gübresi karışımından üretilen (Şimsek-Erşahin, 2007) vermikompost ürünlerinin, sırasıyla, Phytophthora nicotiane, Fusarium oxysporium, F. Lycopersici ve F. oxysporium ile Rhizoctonia solani’yi kontrol edebilme kapasiteleri test edilmiştir. Ayrıca ticari olarak piyasada mevcut bazı vermikompost ürünlerinin hastalık baskılama etkinlikleri, hıyarda Pythium, çilekte Verticillium, kırmızı turpda Rhizoctonia ve üzümde Phomopsis ve Sphaerotheca fulginae üzerinde denenmiştir.

Vermikompostun hastalık baskılama mekanizmaları konusunda fazla bir çalışma olmamakla beraber, aerobik kompost ile yapılan çalışmalarda R..solani dışındaki Pythium, Phytophthora, Fusarium gibi kök çürüklük patojenlerinin genel baskılama mekanizması ile kontrolünü sağladıkları ifade edilmiştir (Hoitink ve ark., 1997). R. solani’nin sebep olduğu fide çökerten hastalığının ise bu patojene özel biyolojik kontrol ajanları ile baskılanabildiği bildirilmiştir (Şimşek-Erşahin, 2007). Bu baskılama tipi daha önce Hoitink ve arkadaşlarının (1997) aerobik kompost ile yaptığı çalışmalarda da ifade edilmiştir. Vermikompost ürünleriyle yapılan çalışmalar, hastalık baskılama etkisinin, aerobik kompost ürününde olduğu gibi, biyolojik olduğunu (Szeczh, 1999; Şimşek-Erşahin, 2007; Şimşek-Erşahin ve ark., 2008) ifade etmişlerdir. Hastalık baskılama etkisinin kaynağı olarak, sindirim sisteminde salgılanan mukusun mikrobiyolojik çeşitlilik ve biyokütle bakımından mantar, bakteri ve aktinomiset populasyonlarının artışını sağladığı (Szeczh ve Smolinska, 2001), bununda ortamdaki mikrobiyal yarışı arttırdığı düşünülmektedir (Edwards ve Arancon, 2004). Baskılama etkisinin, steril vermikestin hem in vitro (Şimşek-Erşahin, 2007) hem de in vivo (Krause ve ark., 2001) ortamda kullanıldığında kaybolması bu etkinin biyolojik kaynaklı olduğunu ispat etmektedir.

Organik temelli kompost ürünlerinde (aerobik ve mezofilik) hastalık baskılama etkisinin sağlanmasında bir diğer önemli faktör, ürünün elde edilmesinden sonra dinlendirilmesinin sağlanmasıdır. Bu dinlendirme süresi organik materyalin parçalanma düzeyini arttırmaktadır. Organik materyal parçalanma seviyesinin aerobik kompost ürünlerinde biyolojik kontrol ajanlarının hem çeşitliliğini hem de aktivitelerini etkilediği belirtilmiştir (Hoitink ve ark., 1997). Şimşek-Erşahin (2007) tarafından yapılan çalışmada, vermikompost elde edildikten sonra sekiz ay dinlendirilen ürünün içinde bulunan biyolojik kontrol ajanlarının aktivitelerini arttırmış olduğu düşünülmüştür.

Saksı toprağı karışımında kullanılan vermikompostun, saksı toprağı ile karışım oranı baskılama etkisinin sağlanmasında önem arz etmektedir. Saksı ortamı için %20’lik karışım oranı etkili ve sürekli bir hastalık kontrolü için yeterli bulunmuştur (Szcezh, 1999; Şimsek-Erşahin ve ark., 2008). Noble ve Coventry (2005) aerobik kompost ürünleriyle yaptıkları hastalık baskılama çalışmalarında, %20’lik saksı karışım oranının (v/v) genelde hastalık kontrolü için yeterli olduğunu ifade etmiştir. Sebze, ağaç kabuğu ve sığır gübresi karışımından üretilen vermikompostun, hıyarda R. Solani’nin sebep olduğu fide çökerten hastalığı üzerindeki kontrol etkinliği konusunda yapılan çalışmada (Şimşek-Erşahin, 2007), üretilen vermikompostun etkinliği ile Trichoderma harzianum bulaştırılan vermikompostun etkinliği kıyas edilmiştir. T. harzianum ile bulaştırma yapılmamış olan vermikompost tek başına T. Harzianum’ un sağladığı hastalık kontrol etkinliğini sağlamıştır.

Sonuç olarak kompostlamada solucan kullanılmasının yararları sadece toprak mikrobiyal aktivitesini artırmaları ve ortamın besin elementi konsantrasyonunu arttırarak, bitkisel ürünü arttırması değil aynı zamanda ortamda hastalık etmeni olan patojenleri de baskılamalarıdır. Bitkisel üretimde vermikompost kullanımının artırılması toprakların sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik pek çok eksikliği de tamamlayabilecektir. Vermikompost, yavaş salınımlı olması ve kullanıldığı toprakta sağladığı fiziksel, kimyasal ve biyolojik iyileşmeler sebebiyle son zamanların en gözde organik gübredir.

 

Kaynaklar
Anonymous, 2007. Literature review of worms in waste management, Second Edition, Recycled Organics Unit (ROU), The University of South Wales, Sydney, Australia.
Cantanazaro CJ, Williams KA, Sauve RJ. 1998. Slow release versus water soluble fertilization affects nutrient leaching and growth of potted chrysanthemum. Journal of Plant Nutrition; 21:1025-36.
Chaoiu, H., Edwards, C.A., Brickner, A., Lee, S.S., Arancon, N.Q. 2002. Suppression of the plant diseases, Pythium (damping off), Rhizoctonia (root rot) and Verticillum(wilt) by vermicomposts [Electronic version]. Proceedings of Brighton Crop Protection Conference- Pests and Diseases. Vol. II, 8B-3, pp.711-716.
Edwards, C.A. and Burrows, I. 1988. The potential of earthworm compost as plant growth media. In Earthworms in Waste and Environmental Management (eds, C.A. Edwards & E.F. Neuhauser). Academic Publishing: The Hague, The Netherlands.
Edwards, C.A. 1995.  Historical overview of vermicomposting. BioCycle, 36 (6): 56-58.
Edwards, C.A. and Arancon, N.Q. 2004. Vermicomposts suppress plant pest and disease attacks. BioCycle. Vol. 45:51-55.
Hoitink, H.A.J., Stone, A.G., and Han, D.Y. 1997. Suppression of plant diseases by composts. Hortscience, 32:184-187.
Kale RD, Mallesh BC, Bano K, Bagyaraj DJ. 1992. Influence of vermico

Bu kategoride ürün bulunamadı.