KIRMIZI KALİFORNİYA SOLUCANI (Eisenia Foetida)

    GENEL DURUM

    Kırmızı Kaliforniya solucanı, halkalı solucan sınıfında bulunan Lumbricidae ailesinin 8 türünden birisi olan toprak solucanıdır. Latince adı Eisenia Foetida olmasına rağmen ilk defa Kaliforniya Enstitü'nde kültüre alınmasından dolayı kırmızı Kaliforniya solucanı olarak adlandırılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri boyunca, Avrupa'nın ve dünyanın birçok farklı bölgesinde, özellikle bataklıklar ve göletler olmak üzere sığ kıyılarda ve çamurlu çökeltilerde yaşamaktadır.

    MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ

    Bu türe ait solucanların doğasındaki farklılık vücut yapıları ve ölçülerindedir. Uzunlukları 2.5 cm ile 10.5 cm, kalınlıkları ise 0.5 cm ile 0.75 cm arasında değişkenlik göstermektedir. Ön, baş kısmı daha kalın, güçlü, kaslı ve turuncu renkte olup arka kuyruk kısmı daha ince ve zayıftır. Baş kısmının ucunda ağız, kuyruk kısmının sonunda ise rektum bulunmaktadır. Yetişkin solucanların ağırlığı 0.24 gr ile 1.4 gr arasındadır. Vücut ağırlıklarının yaklaşık olarak yarısı kadar gübre üretebilme özelliğine sahiptirler.

     

    Kırmızı Kaliforniya solucanları 40°C’yi geçmeyen sıcaklıkta ve her çeşit toprakta yetişebilme özelliğine sahiptir. Hayatta kalabilmeleri için gereken min. sıcaklık 0°C olup, yaklaşık olarak 20°C solucanların üretimi ve üremeleri için en ideal sıcaklıktır. Solucanların gübre üretimi için en uygun sıcaklık değerleri de 20 ile 30°C’dir. Sıcaklık düştükçe gübre üretimi de buna paralel olarak azalma gösterir ve sıcaklık değeri 7°C’nin altına düştüğü taktirde üretim tamamen durur.

     

    SOLUCANLARIN KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLERİ

      Koyu kırmızı renktedirler.

      Derileri sayesinde nefes alırlar.

      Günde ortalama 1 gr mama tüketirler.

      Güneş ışığını sevmezler ve doğrudan aldıkları taktirde kısa bir süre içerisinde ölürler.

      Uygun şartlar sağlandığında ortalama 5 yıl yaşayabilirler.

      Her bir solucan yılda ortalama 1500 yumurta (kokon) bırakır.

      Solucanlar çift cinsiyetlidir (hermafrodit) ve her biri gübre üretimi yapar.

      2000 solucan günde ortalama 1 kg. humus (gübre) üretir.

     

    Kırmızı Kaliforniya solucanları dairesel halkalar halinde bölümlenmiş düzgün, kırmızımsı, yarı saydam ve esnek bir cilde sahiptir. İskeletleri olmayan solucanlara vücutlarının içinde mevcut halde bulunan sıvı destek ve biçim verir. Yetişkin solucanlarda segment (boğum) sayısı 95-105 arasında değişkenlik gösterir. Baş boğumu epilobiktir. Vücudunun ön tarafındaki boğumlar daha büyüktür ve renkleri parlak kırmızı veya turuncuya yakın kırmızıdır. Boğumlarının araları pigmentsiz (renk verici maddenin eksikliği) olduğu için özellikle kuyruk kısımları halkalı (çizgili) görünür. Genç solucanlarda ise boğumlar arasındaki pigmentasyon (renk verici maddenin birikimi) daha koyu olduğu görülmektedir.

     

    Yetişkin solucanlarda 24-32. boğumlar arasında 7-9 adet boğum uzunluğunda ve kuşak şeklinde bir kalınlaşma vardır. Burası yumurta kokonunun oluşumu içindir. Vücudun karın kısmının ön tarafında ise 9-12. boğumlar arasında çiftler halinde erkek ve dişi genital üreme organı vardır. Erkeklik organı gözenekleri kıl gibi ve ’’C’’ harfi şeklinde olup dişilik organı ise sırt bölgesine yakın bulunmaktadır.

     

    Solucanların vücudu glandüler ve kambiyal hücreler içeren ve şeffaf bir mukoz filmi olan epitelyumla kaplıdır. Bu özellik solucanlara pürüzsüz bir cilt yüzeyi, kayganlık ve rahatça hareket etme yeteneği sağlar. Solucanların bütün vücudu boyunca rahat hareket edebilmelerini sağlayan ayakçıklar vardır ve her boğumda birbirine yakın 8 çift ayakçık bulunur.

     

    FİZYOLOJİK ÖZELLİKLERİ

     

    BESLENME

    Solucanlar saman, ot, sebze atıkları, talaş, kâğıt, karton, büyük baş hayvan ve at dışkılarının geri dönüşüm tesislerinde işlenip, seperatörlerden geçirilmesiyle elde edilen gübrelerin belirli oranlarda karıştırılıp fermente edilmesiyle oluşan ve kompost adı verilen bir tür mama ile beslenirler. Bu mamaların mayalanma sürecinden geçmiş ve dağılmış olması yeterlidir. Tükettikleri gıdaların asit içermesine karşı oldukça duyarlıdırlar. Bu yüzden uygun pH seviyesine sahip ahır gübresi solucanların beslenmesi için en uygun besindir.

     

    ÜREME VE GELİŞME

    Solucanlar çift cinsiyetlidir (hermafrodit). Her solucan hem sprem hem de yumurta hücresi üretir. Vücutlarının karın kısmının ön tarafında 9-12. boğumlar arasında çiftler halinde erkek ve dişi genital üreme organı vardır. Erkeklik organı gözenekleri kıl gibi ve ’’C’’ harfi şeklinde olup dişilik organı ise sırt bölgesine yakın bulunmaktadır. Ancak üreyebilmek için birbirleriyle çiftleşmeleri gerekir. En uygun şartlarda 5-7 günde bir özel kokonlar içerisinde bıraktıkları yumurtalarla çoğalmaktadırlar. Bu kokonlar elastik olup limona benzer şekilde ovaldir ve yeni bırakılmış kokonlar açık sarı renktedir. Kokonlar erginleştikçe renkleri kahverengiye dönüşmektedir. Bu kokonların çapı ise 0.2 cm ile 0.4 cm arasında olup her bir kokonun içerisinde 1 ile 21 adet arasında solucan yumurtası bulunmaktadır.

     

    Yavruların uzunluğu kokondan çıktıkları anda 0.4 ile 0.7 cm arasında değişkenlik gösterir ve görünüşleri ince bir iplik parçası gibidir. Sadece açık kırmızı renkteki sırt omurgaları sayesinde fark edilebilirler. Kokondan çıktıkları anda ağırlıkları ise 1 mg’dır ve hemen beslenmeye başladıkları taktirde 60 gün içerisinde 300-350 mg arasındaki bir ağırlığa ulaşırlar. 5-6 ay içerisinde de ağırlıkları 1-2 grama ulaşır ve böylece yetişkin hale gelirler. Cinsel erginliğe ise ancak doğumdan 9-10 hafta sonra erebilirler. Kokon yapma (yumurtalama) zamanı uygun şartlar sağlandığı taktirde 2.5 ile 3. ay arasında gerçekleşmekte olup mayıs ayı başından temmuz ayı sonuna kadar olan bu dönemde her bir solucan 18-26 kadar kokon bırakabilmektedir.

     

    Yaklaşık olarak 20°C solucanların üremeleri için en ideal sıcaklık olup her bir solucan yılda ortalama 1500 kokon bırakabilir. Yetişkin 100 solucan ise 90 ile 120 günün sonunda üreyerek nüfuslarını 20-28 katına çıkarabilir. Bu artış sonucunda 2800 adet yetişkin, 5400 adet genç (yeni) ve 9000 adet kokon olduğu görülmüştür.

     

    SİNİRLER, KASLAR VE HAREKET YETENEĞİ

    Solucanların hızlı bir şekilde hareket edebilmelerinin temel sebebi, vücudun etrafını kaplayan güçlü kas sistemidir. Halka şeklinde ve uzunlamasına yerleştirilmiş olan bu kaslar hareket etme veya toprak kazma esnasında bir engelle karşılaşıldığı taktirde solucanların güçlü ve hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlar. Vücutları tahmin edilenden daha duyarlıdır ve hızlı bir çekiş gücüne sahiptir. Solucanlara dokunuldu anda baş ve kuyruk boğumlarını hızlı bir şekilde içeriye doğru çekmeleri de bu sebeptendir.

     

    Solucanlar toprak içerisinde hareket ederken toprağın kabarmasında da çok önemli bir rol oynar. Normal bir toprakta solucan yoğunluğunun m² de 100 adet olduğu görülmüştür. Bu solucanlar yaz sezonu boyunca ortalama 1000 metre kat ederek toprağın kabarmasını ve havalanmasını sağlarlar. Solucanlar gün boyu kendi ağırlıkları kadar mamayı sindirim sistemlerinden geçirerek bununda bir kısmını dışarı bırakırlar. Bu esnada toprak içerisinde dağınık halde bulunan organik maddeleri de (bitkisel ve hayvansal hücreler, toprak bakterileri, mantarlar vb.) yedikleri için toprağı organik madde açısından zenginleştirirler.

     

    SİNDİRİM SİSTEMİ

    Solucanların vücut yapıları ise iç içe geçmiş boru gibidir. Dış boru vücudu kaplayan deriyi, iç boru ise sindirim sistemini oluşturur.

    Ağızdan geçen lokma ilk olarak yemek borusu ve gırtlakta birikir, daha sonra da parça parça porsiyonlar halinde mideye geçer. Burada sindirilen, öğütülen besin ince ve kalın bağırsaklardan geçerek rektumdan çıkar. Sindirilip rektumdan çıkan besin küçük granül koprolitler şeklindedir. Koprolitler, toprağın yapısını düzenleyen, havalanma ve su tutma özelliklerini iyileştiren, mekanik strese dayanıklılığını artıran ve toprağın yapısını düzenleyerek verimini artıran humik maddeleri (humik asitler ve bunların tuzları) içerirler. Ayrıca koprolitler çeşitli miktardaki toprak mikro florlarının mikrobiyolojik aktivite merkezidir.

     

    Solucanların sindirim sistemi, topraktaki karbondioksit ve su miktarının artışını önler ve ölü hayvansal ve bitkisel hücreleri yok eder. Aynı zamanda toprak mikro florlarının içindeki taze mikroorganizma jenerasyonlarını sürekli yenileme kaynağıdır.

     

    Solucanlar toprak içerisinde toprağı kazarak ve toprakta mevcut halde bulunan atıkları yiyerek ilerlerler. Bu atıklar tamamen organik olduğu için oluşan gübre de buna paralel olarak organiktir. Yedikleri organik atıkların %90’ını dışkı olarak dışarı bıraktıkları zaman bu gübre içerisinde 5 kat daha fazla azot ve potasyum, 7 kat daha fazla fosfor ve 2 kat daha fazla kalsiyum bulunur.

     

    SOLUNUM

    Solucanlar akciğer ve solungaca sahip olmadığı için derileri vasıtasıyla solunum yapmaktadırlar. Oksijen elde edebilmek için kuyruk bölümünün sırt kısmında yer alan yüzeyi de kullanabilirler.

Bu kategoride ürün bulunamadı.